Makro analiz (Sesmir)


Ekonomideki toplam arz ve toplam talep arasındaki dengesizliğin seviyesi enflasyonist politikalar açısından doğru olarak tespit edilememektedir. Zira, Türkiye ekonomisinin mevcut/gerçek GSYH sı yanlış ölçüldüğü için, gözlenemeyen potansiyel GSYH sı ve ÇIKTI AÇIĞI da doğru tahmin edilememekte ve pozitif/negatif çıktı açıklarının alanları da birbirlerine karışmaktadır.

Enflasyonla mücadelede faizler, döviz kurları, rezervler, beklentiler, menkul kıymetlerden oluşan bir set, bütüncül yaklaşımın sadece bir kısmıdır. Hukuk, kamusal tasarruf başta olmak üzere bütüncül yaklaşımın tüm faktörleri enflasyonla mücadelede devreye alınmama hali devam etmektedir. Dezenflasyonun başlatılması, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması, piyasa mekanizmalarının işlevselliğinin artırılması için sadece parasal sıkılaştırma sürecinin devam ettirilmesi yeterli olamaz.

Bütüncül yaklaşımın tüm faktörleri enflasyonla mücadelede devreye alınmadığı için enflasyon beklentilerinin yeniden çıpalanmasının zorluğu devam edecek, dezenflasyon döneminin başlaması gecikecektir. Tüm bu nedenlerle de enflasyon ataleti kırılamayacaktır.

Tasarruf Mevduatı faiz oranlarının, beklenen yüksek enflasyon seviyesine olan uzaklığı anlamlı bir şekilde artırılmayan düşük politika faizine yakınsatılmaya çalışılması, mevcut konjonktürde doğru bir sıkı para politikası aracı olamaz. Ayrıca bu yönlü uygulama döviz talebini canlandıracak olan hatalı bir uygulamadır.

Son günlerdeki kur artışlarının sebebi Merkez Bankası işlemleridir. Döviz kurunun yükselişini durdurmak için çıkarılan Kur Korumalı Mevduat uygulamasının Merkez bankası bacağı bu kez bizzat kur artışlarına yol açmaktadır. Merkez bankasının döviz alımları hem döviz kurlarının yukarı gitmesine ve hem de bankacılık kesiminin elindeki TL likiditesinin artışına sebep oluyor. Ayrıca KKM nedeniyle Merkez Bankası bankalara aktardığı kur farklarıyla yine bankacılık kesiminin likiditesi artmaktadır. Bankacılık kesiminin elindeki likidite artışı ise TL’nin piyasa faizlerinde düşme hali yaratmaktadır. Düşen faizler de tekrar dövize talebini artırmaktadır. Dolayısıyla, kur artışlarının sebebi Merkez Bankası’dır.

Para politikasında sıkılaşma, kur oynaklıklarının seviyesini sınırlayamaması, uygulanan para politikasının yanlış, eksik veya gereğinden fazla yavaş hızda kurgulandığının işaretidir.


 Orhan Ökmen
 Başkan
Sesmir Kurumsal ve Finansal Danışmanlık A.Ş
                                  ***
                               Yasal Uyarı
 
 Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti ; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır.Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabılır.Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.