Haftalık Bülten (Dinamik Menkul Değerler )

ABD’nin Kara Günü
Geçtiğimiz 100 yılın en büyük salgın yılını en kötüsü geride kaldı umutlarıyla uğurladıktan hemen sonra ABD’deki darbe girişimi tüm dünyayı yeniden beklenmedik bir şokla karşı karşıya getirdi. Yeni yılın birinci haftası itibariyle ABD’de Trump yanlılarının başkentte Capital Hill’i ve kongre binasını basma girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış ve olaylar bastırılmış gibi görünse de yeni yılın da büyük sürprizlere gebe olabileceğini hatırlatan bir başlangıç yapmış olduk yıla. Olayların piyasalara yansımaları sınırlı olmakla birlikte Donald Trump’ın beklenmedik başka çıkışları veya olası faaliyetleri piyasada yeni dalgalanmalara yol açabilir.
Ekonomik Görünüme Biden Etkisi
Veriler bazında bakacak olursak geçtiğimiz haftanın en önemli yurtdışı verisi ABD’de tarım dışı istihdamdı. Tarım dışı istihdam 50 bin kişilik aylık artış beklentilerine karşılık Aralık ayında 140 bin kişi azaldı. Bu veri en son pandeminin başladığı aylardan Nisan ayında düşüş göstermişti. İşsizlik oranı ise %6.8’lik beklentiye karşılık %6.7’de sabit kaldı. Önümüzdeki aylarda mali teşvikin devreye girmesi ve belki de Biden yönetimi ile birlikte doğrudan gelir desteklerinin arttırılması talep düşüşünün önüne geçip tarım dışı istihdamda yeniden toparlanmaya neden olabilir. Bunun yansımasını enflasyon göstergelerinde daha net görmeye başlayabiliriz. Tarım dışı istihdamla birlikte yayınlanan ve önemli bir enflasyon göstergesi olan ortalama saatlik kazançlar da bu durumu teyit eder nitelikte. Aralık ayında ortalama saatlik ücretler %4.5’lik beklentiye karşılık önceki yılın aynı ayına göre %5.1 artış gösterdi. Bu artışların genel TÜFE enflasyonuna ve daha da önemlisi çekirdek PCE’ye yansıması Fed’in tahmin edilenden çok daha önce para politikasını sıkılaştırmasını beraberinde getirebilir. Fed’in enflasyonist risklere rağmen bu yıl bu tür bir girişimde bulunmasını beklemeyiz ancak gelecek yıla dair beklenti yönetimi adına son çeyrekte gevşek para politikasının sonuna yaklaşıldığına dair söylemlerle karşılaşabiliriz. Bu durum hem ABD 10 yıllık faizlerinde artışla birlikte gerçekleşecek hem de DXY’nin yönünü kalıcı olarak yukarı çevirecektir. DXY yılı 90.0 seviyesinin altında 89.9’da bitirmişti. Ancak yılbaşında ABD’de yaşanan sosyal ve siyasi tansiyon nedeniyle yeniden 90.0 seviyesinin üzerine çıktı. Bu yükseliş USDTRY’deki düşüşü durdurmuş gibi görünüyor. Önümüzdeki günlerde Biden’ın görevi devralması ve daha fazla mali teşvik için girişimde bulunması DXY’nin yeniden geri çekilmesine ve hem TRY hem diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinin değerlenmesine neden olacaktır.
 2020 Yurtiçi Enflasyon Görünümü
Yurtiçine dönecek olursak haftanın en önemli gelişmesi enflasyon verisiydi. Enflasyon yılı bu yıl içerisindeki en yüksek seviyesinde, %14.6’da yılı tamamladı. 2019 sonu yıllık TÜFE enflasyonu %11.84 seviyesindeydi. 2019’da %7.4 olan ÜFE enflasyonu ise 2020 sonunda %25.1 gibi yüksek bir oranda yılı tamamladı. Hem ÜFE hem TÜFE enflasyonunun ardında en önemli etken kurdaki yükseliş olurken TÜFE enflasyonuna 4.7 puanı gıda ve alkolsüz içecek enflasyonundan kaynaklandı. %20’lik bir kur geçişkenliği varsayımı altında 2020 yılında sepet kurdaki %25 yükseliş ise enflasyona 5 puan katkı yaptı.

Bu Hafta Ne Bekliyoruz?
Önümüzdeki haftanın yurtiçi veri gündemi oldukça yoğun. Takip edeceğimiz en önemli veriler Pazartesi açıklanacak Ekim işsizlik, Kasım ödemeler dengesi, Çarşamba açıklanacak sanayi üretimi ve Cuma açıklanacak bütçe dengesi ve beklenti anketi olacak. Pazartesi saat 10:00’da açıklanacak işsizlik verisi ile ilgili bir beklenti bulunmuyor ancak Eylül ayında işsizlik oranı mevsimsellikten arındırılmış bazda %13.10’dan %12.70’e gerilemişti. Eylül-Ekim-Kasım’ı kapsayan Ekim verileri salgının ikinci dalgasına karşılık alınan önlemlerin küçük bir kısmını içerdiği için istihdam piyasasında bozulma başlamamış olabilir. Ancak Kasım-Aralık verilerinde yavaşlayan ekonomik aktivitenin istihdam piyasasına etkilerini görebiliriz.
TCMB’nin Pazartesi 10:00’da açıklayacağı Kasım cari dengenin 3.6 milyar dolar olması bekleniyor. Beklentiye paralel bir açık 12 aylık toplam açığı 37.3 milyar dolara ve tahmini GSYH’mizin %5.0’inin de üzerine çıkartacak.
Çarşamba saat 10:00’da açıklanacak Kasım sanayi üretiminin önceki yılın aynı dönemine göre takvim etkisinden arındırılmış bazda %9.1, arındırılmış bazda ise %8.3 artış göstermesi bekleniyor. Ekim ayında takvim etkisinden arındırılmış üretim %10.2 olmuştu. Kasım’da salgının ikinci dalgasına yönelik önlemler nedeniyle gerçekleşme beklentilerin altında kalabilir. Ancak beklenen kadar yüksek düzeyde bir üretim seviyesi son çeyrek büyüme beklentilerinin yukarı revize edilmesine neden olacaktır.
Cuma günü 11:00’de açıklanacak Aralık ayı ve dolayısıyla yılsonu merkezi yönetim bütçesi ile ilgili bir piyasa beklentisi bulunmuyor ancak Aralık ayı bütçe gerçekleşmelerinin yılın en yüksek açığı şeklinde olduğunu biliyoruz. Bu hafta açıklanan nakit bazlı bütçede Aralık bütçe açığının 46.7 milyar TL olduğunu gördük. Tahakkuk bazlı bütçe açığının bunun üzerinde olduğunu görebiliriz ancak yılbaşından bu yana 132 milyar TL açık veren bütçenin Aralık ayında YEP’te yer alan 239.2 milyar TL’lik hedefe ulaşacak rakamın altında bir açıkla yılı kapatması olasılığı çok yüksek. Bu da yılsonunda hedeflenen %4.9’luk bütçe açığının altında kalınması anlamına geliyor.
Haftanın son önemli verisi Cuma 14:30’da açıklanacak Ocak ayı beklenti anketi olacak. Aralık ayında 12 ay ve 24 ay ileriye dönük enflasyon beklentileri %10.84 ve %9.24 seviyelerindeydi. Beklenenden yüksek gelen yılsonu enflasyonu sonrası enflasyon beklentilerinde bozulmanın devam ettiğini görebiliriz. Ayrıca TCMB’nin politika faizini %17.0’ye çıkarmasından sonra piyasanın para politikasının bundan sonrası ile ilgili beklentileri önemli olacak.
Bu veriler dışında hafta içerisinde açıklanacak TCMB rezervleri, yerleşiklerin DTH birikimi ve faiz oranlarının geldiği seviyede yakından takip edilecek. Hatırlatmak gerekirse yılın son haftasında TCMB rezervleri haftalık bazda 1.4 milyar dolarlık kayıpla yılı 93.2 milyar dolar seviyesinde kapattı. Bunun 50 milyar dolarını döviz rezervleri geri kalanını altın rezervleri oluşturdu. Ayrıca yılın son haftasında yabancı yatırımcılar hisse senedi piyasalarında 94 milyon dolarlık alım, tahvil piyasalarında ise ÖST dahil 36 milyon dolarlık alım gerçekleştirdi. Böylece bir yıl içerisinde hisse senedi piyasasından 4.3 milyar dolar, tahvil piyasasından 5.2 milyar dolarlık çıkış gerçekleşmiş oldu. Yurtiçi yerleşiklerin DTH’ları ise 31 Aralık itibariyle 199.5 milyar dolar seviyesinde. Bu seviye önceki yıl sonuna göre 15.6 milyar dolarlık bir artışa işaret ediyor. Bu hafta faiz oranlarının seyri de önemli olacak çünkü özellikle TCMB’nin faiz artışı sonrası tahvil faizi ve mevduat faizlerinin yükseldiğine şahit olduk. İhaleler sonrası çok az gevşeyen 2 yıllık gösterge tahvil faizi %14.8 civarında seyrederken 3 aya kadar vadeli mevduatlar %18’lere kadar çıkmış durumda. Borçlanma maliyetlerine yansıyacak bu artışların ekonomik aktivitede salgının 2. dalgasına yönelik önlemler sonrası beklediğimiz yavaşlamayı daha da arttırdığını görebiliriz


Dinamik Menkul Değerler A.Ş.
http://dinamikmenkul.com.tr/

***
Yasal Uyarı
 
  Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti ; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır.Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabılır.Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.