Makro analiz (Sesmir)

Kaotik döviz kuru artışlarına, yığınsal yoksulluğa ve gelir dağılımında dayanılmaz adaletsizliklerin artışına neden olan negatif reel faiz politikasında israr etmek için, bilimin kabul etmediği hürafelere dayalı asılsız gerekçelerle Merkez Bankası’nın elini kolunu bağlamak, güçlü ve istikrarlı Türk Lirası ve kalıcı fiyat istikrarı hedefleri ile tamamen çelişkilidir.

Liralaşma kapsamında piyasa ödemelerinin Türk lirası ile yapılmasını önemsediğini açıklayan Merkez Bankası, esasında piyasalarda geçerli olan alternatif fonlama kaynaklarının önemli bir kısmını yok etmektedir. Örneğin, müşteri veya tedarikçi fonlaması hemen hemen ortadan kalkmıştır. Bütün ekonomik birimlerin her türlü kararlarında lira dışında hiçbir para birimine gerek duymadan Türk lirası ile tasarruf yapabildikleri, tüm finansal kararlarını Türk lirası ile alabildikleri bir finansal mimariyi kurgulamak istediğini açıklayan Merkez Bankası, bu yüksek miktarlı negatif reel faiz kararıyla tasarruf yapma eğiliminin cazibesini ve anlamını yok etmektedir.

Merkez Bankası tarafından, liralaşma stratejisinin önemli bir bileşeni olarak ilan edilen uygun maliyetli kredi yapılanmasıyla fiyat istikrarını desteklemek adına negatif reel faiz politikasının sürdürülmesi fiyat istikrarını bizzat bozmaktadır. Bu kadar yüksek negatif reel faiz ortamında, enflasyonun altına bırakılan TL kredi faizleri üzerinden kullandırılan kredilerin Merkez bankası tarafından uygun maliyetli Türk lirası kredisi” olarak tanımlanması, bu haliyle tabana yayılmasına çalışılmasının rasyonalitesi ve ekonomi biliminde yeri yoktur.

Dövize endeksli tercihin güçlendirilme çabaları, söylenenin aksine para ikamesinin bizzat desteklenmesi demektir. 2021 yılı aralık ayından itibaren yabancı para ve altın mevduatların TL’ye dönüşümünü desteklemek, iddia edildiği gibi TL mevduat tercihinin güçlendirilmesi değil, tam doğrusu dövize endeksli tercihinin güçlendirilmesidir. Dövize endeksli tercihin güçlendirilme çabaları ise para ikamesinin bizzat desteklenmesi demektir. Mevcut faiz ve para politikası, Türkiye ekonomisinde devam eden para ikamesi eğilimlerinin temel faktördür.

Bozulan bu küresel ortamda, Merkez Bankası tarafından Türkiye ekonomisinin küresel ticaretteki konumunun güçleneceğinin ve büyümede yatırım ve net ihracatın katkısının artacağının beklenmesi gerçekçi değildir. Jeopolitik risklerin oluşturduğu arz kısıtlarının devam etmesi, artan belirsizlikle küresel enflasyonun yakın tarihin en yüksek seviyesini aşması, küresel büyüme beklentilerinin hızlıca bozulması yönündeki bizzat Merkez Bankası tarafından yapılan tespitlere rağmen, bu aşamada yine Merkez Bankası tarafından Türkiye ekonomisinin küresel ticaretteki konumunun güçleneceğini ve büyümede yatırım ve net ihracatın katkısının artacağını beklemek mantık dahilinde değildir.

Merkez Bankası, politika faiz oranını artırması gerekirken, bugüne kadar düşürdüğü seviyede sabit bırakması, bizzat kendi belirlemeleriyle tutarsızlık teşkil etmektedir. Küresel enflasyondaki artışa bağlı olarak 2022 yılında finansal koşulların biraz daha öngörülenden sıkı olacağını varsayan ve uluslararası gıda fiyatlarında süregelen artışların birikimli etkilerini ve tarımsal kuraklık gelişmelerini dikkate alarak gıda fiyatlarına yönelik tahminlerini yukarı yönlü revize eden Merkez Bankası, bu tespitine uygun olarak faiz oranını artırması gerekirken sabit bırakması kendi içerinde tutarsızlıktır. Küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi ve baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla enflasyonun kademeli olarak azalacağı hayat pahalılığıyla mücadele etmek anlamına gelmemekte ve enflasyonu düşürmeye odaklı plan ve programların olmadığının göstermektedir.

Küresel resesyon beklentilerinin realize olması halinde dahi enerji fiyatlarında artışların devam edecek olması yüksek olasılıklı global bir risktir. Rusya petrollerinin müeyyide kapsamının değişmemesi ve OPEC’in üretim artışı yönündeki küresel taleplere yeterince yanıt vermemesi halinde, petrol arzında talep lehine seyreden dengesizliği daha da artacak, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı ve enflasyonu uzunca bir süre beslemeye devam edecektir. Dolayısıyla küresel resesyon olasılığı realize olsa bile enerji fiyatlarında artışların devam etmesi yüksek olasılıklı global bir risktir.

Petrol başta olmak üzere enerji fiyatlarının yaratacağı dışsal şoklara karşı Türkiye ekonomisinin koruyucu mekanizmaları kalmamıştır.


 Orhan Ökmen
 Başkan
Sesmir Kurumsal ve Finansal Danışmanlık A.Ş
                                  ***
                               Yasal Uyarı
 
 Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti ; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır.Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabılır.Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.